Selçuk Ege Bölgesi’nin batısında, İzmir-Aydın karayolunun 73. Km.’sinde, 295 km. lik alana kurulmuştur. Denize ve pırıl pırıl kumsala sahip Efes Sahili’ne uzaklığı 9 km. dir. Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Turizmin yanı sıra pamuk, zeytin, üzüm, şeftali, nar ve narenciye gelir kaynaklarıdır. İlçenin konaklama kapasitesi yaklaşık 10.000 yataktır. İlçeye havayolu ile ulaşım İzmir Adnan Menderes Havalimanı ve Selçuk-Efes Havaalanı ile; denizyolu ile ulaşım Kuşadası ve İzmir Limanları ile sağlanmaktadır. Önemli trafik hatlarının kesiştiği noktada bulunduğu için kara ulaşımı rahattır. Yakın il ve ilçelere demiryolu hattı ile de bağlıdır.
Selçuk’un en önemli özelliklerinden biri de tarihi M. Ö. 6000 yıllarına dayanan bu toprakların üç dinin yayılmasını ve genişlemesini sağlamış olmasıdır. Eski çağlarda Putperestlik dünyasında burası Paganizm merkezi olmuştur. En güzel örneği dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı’dır. St. John ve havarilerinin bu topraklardan tüm dünyaya yaydığı Hıristiyanlık dönemine ait en iyi örnekler Meryemana Evi, Meryem Kilisesi, St. John Kilisesi ve mezarıdır. İslamiyet devrine tanıklık eden en iyi örnek ise İsa Bey Cami’dir. Her yılın Ocak Ayı'nın üçüncü pazarı Deve Güreşleri Festivali, Mayıs Ayı'nın ilk pazar gününde Geleneksel Yağlı Pehlivan Güreşleri, Eylül ayının ilk haftasında Uluslararası Selçuk-Efes Kültür, Sanat ve Turizm Festivali yapılmaktadır.
EFES
Efes harabelerinin 17.–19. yüzyıllarda gezi notlarında yer almasından itibaren Londra’daki British Museum, Efes’te arkeolojik araştırmalara başlamıştır. Mimar John Turtle Wood görevlendirilerek 1863–1874 yılları arasında özellikle Artemision’un bulunması amacına yönelik kazıları yürütmüştür: 1869 yılının yılbaşında Wood yaklaşık 7 m. derinlikte tapınağın mermer kaplamalarına rastlamıştır. Ne var ki umulan buluntularla karşılaşılmayınca 1874’te kazılara ara verilmiş, 1904/05 yıllarında David G. Hogarth başkanlığında Ephesos’taki İngiliz araştırmaları son bulmuştur.
1898’den beri evsahibi ülkenin yıllık olarak çıkardığı kazı izniyle şehrin topografik, tarihi ve mimari araştırması Avusturya Arkeoloji Enstitüsü’nün hedefi haline gelmiştir. Kazılara ara verildiği yıllar 1909/10, 1914–1925 ve 1936–1953 yıllarıdır.
İlk kazı başkanları Otto Benndorf ve Rudolf Heberdey araştırmalarını limanla agora arasında kalan kısımla Artemision’a odaklamışlardır. 1926’dan sonra Josef Keil ise büyük gymnasionlar, Yedi Uyurlar Mezarlığı ile Aziz Yuhanna (St. Jean) Bazilikasının kazılarını başlatmıştır. Franz Miltner’in başkanlığında 1954 yılında başlatılan yeni kazılarda ise Kuretler Caddesi civarıyla Bizans şehrinde büyük çaplı kazıların yanısıra Hadrianus Tapınağı ile Aziz Yuhanna Bazilikası gibi bazı anıtlar ilk kez yeniden ayağa kaldırılmıştır. Fritz Eichler’in başkanlığında 1960 yılında yeni bir kazı ekibi oluşturularak Yamaç Evler civarıyla Artemision’da uzun vaadeli projelere başlanması sağlanmıştır. 1969’dan itibaren onun halefi Hermann Vetters Yamaç Evler 1 ve 2’de araştırmaları sürdürmüştür; başkanlığı sırasında Celsus Kütüphanesi de yeniden ayağa kaldırılmıştır. Gerhard Langmann ile Stefan Karweise’nin başkanlığında ise tarihsel topografya konusundaki araştırmalar derinleştirilerek Agora, Artemision, Tiyatro, Aziz Meryem Kilisesi ile Stadion civarında kazılara devam edilmiştir. 1998’den bu yana araştırmaları Friedrich Krinzinger yürütmektedir.
Arkeoloji biliminin hedef profilinin geçirdiği değişim gözönüne alındığında günümüzde antik harabelerin büyük çaplı kazıları yerine bir zamanlar Asya metropolü olan bu kentin bin yıldan uzun süren tarihine ait dönemlerin sistemli araştırması ve yayınlanması kazıların ağırlık noktasını oluşturmaktadır. Bunun yanısıra buluntuların ve anıtların konservasyon ve restorasyonu ile anıtların korunmasına yönelik önlemler, etrafı turistik açıdan gelişmiş bir bölgeyle çevrili olan Efes açısından anlamlıdır.
Kaynak: http://www.selcuk.bel.tr/eng/